Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.
10. Uluslararası İstanbul Bienali'nin açıldığını duyan Maçka Akif Tuncel Anadolu Meslek Lisesi, Plastik Sanatlar Bölümü öğrencileri heyecanla "Hocam, gidelim" dediler. Bunun üzerine bölüm Şefi Aydın Sofu, bölüm öğretmenleri Canan Sofu ve Meltem Yenigün öğrencilerle birlikte kendilerini sergi alanında buldular.
Antrepo binasına ulaştık ve biletlerini alarak sergi alanına girdik. Gezinin amacı Plastik Sanatlar eserlerinin teknik ve konu bakımından incelenmesiydi. Sergi girişinde ilk olarak mürekkepli kalem tekniği ile karşılaştık. Klasik mürekkepli lavi tekniğinin büyük formatta uygulanışı ilgi uyandırdı.
İki üç çalışmadan sonra bir karmaşa meydana geldi ve öğrencilere doğru yöneldik. Biri, duvar köşesinde oturuyordu. Telaşlanarak yaklaştıkca işin aslını anladık.
Ay'ın paylaşılmasına karşıtlık olarak hazırlanmış konstuktif formlar ilgi çekti.
Yumuşak minderlerle döşenip tavana yerleştirilmiş plazmaların bulunduğu mekanda video enstalasyon izlemek zevkli işlerden birisi olması gerek. Bir kaç gün önce boyle bir projeyi bizimde gerçekleştirmek istememeiz ilginç bir tesadüft ve bunu öğrencilerle paylaştık.
Sergiyi gezerken önümüze çeşitli araç ve gereçlerin bir arada düzenlenmesi çıktı. "Hocam, bizim gibi hurdalığı toplamışlar "diye seslendi öğrenciler. Sanatçının bize ne mesajlar vermek istediğini inceledik.
Bir anda öğrenciler ortadan kayboldu. O mekân bu mekân derken duvarlar hareket etti ve kayıplar bulundu.
"Her zaman duvarlara yazı yazmak istemişimdir" derler.
"RGB'nin Savaşı" adlı miferli askerlerle enstalasyon eserinin açıklama sayfasını okuduktan sonra robotların bir çizgiyi takib ederek hareket etmeleri bize "Bizimo"yu hatırlattı.
İlgi çeken çalışmalardan birkaçı
Antrepo gezildi ve Bienal devamını izlemek için İMÇ çarşısına yol aldık. Blok blok binaları gezerek serginin devamını aradık, yorulduk ve hatıra fotografı çektik. "Sergiden iz yok hocam bari kaset çıkaralım hayatımız kurtulsun" sözleri yükseldi.
Binaların arasındaki mozaikler oluşan boşluğu doldurdu. Teknik anlatıldı ve kullanılan malzemeler hakkında bilgi verildi.
Bu mekanda bir şeyler görmeyince yakında bulunan Mizah ve Karikatür Müzesi' ne gittik. Karikatürler incelendi ve teknikleri tartışıldı.
"Aydın hocam, hatırlarmısın buralarda tarihi bir bozacı vardı ve seneler önce gelmiştik" dedim. "Hocam dün de benim canım boza çekmişti ve annemden istedim. Ne olur hocam gidelim" dedi öğrencimiz ve kendimizi bozacının yolunda bulduk. Yol üzerindeki eserleri de incelemeyi ihmal etmedik. Gezimiz mutlu bir yorgunlukla bitti.
- Canan Sofu
28.10.2007. 17:41
Bu makale ile ilgili henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yaz
* = doldurulması zorunlu alanlar